Kayıtlar

Kaynak Konusu

Kaynaklar Nereden Geliyor ya?!      Öncelikle "kaynak" ve "kanıt" kelimelerinin farklı olduğunu söylemek isterim. Her yalancının belgesi, kaynağı vardır amma kanıtı yoktur! Her yalancı yalanının kaynağını belgeleyip gezer. O yüzden 1. derece kaynaklar hariç hiçbir kaynağa inanmayın. 1. derece kaynak kişi tarafından test edilebilirdir. O yüzden 1. derece kaynak isteyin ve 1. derece kaynağı test edin. Bilimin temeli; deneydir, şüphedir, testtir.   Örneklerle pekiştirelim: "Türk'lerin 70 binlerden beri olduğu nereden biliniyor?"      Bu çok basit bir soru. Öncelikle 70 binler değil, 40 binler tam anlamıyla çıkış zamanı. Bunu soran kişiler genel olarak Türkeli'ne (Asya'ya) gelen toplumun beyaz ırk olduğunu savunanlardır. Yazdığımız gibi, BEYAZ IRK DİYE BİR SINIFLANDIRMA YOKTUR! Bana sorduğunuz her hangi bir soruyu cevaplayabilirim. Şüphe duyup araştırmanızdan memnun olurum. Ne zaman ki saldırgan ve sövüşken şekilde soru sorup beni aşağılamaya kalka

Laiklik (Sekülerizm)

İçerik: 1-Laiklikten Önce İnsanlık 2-Laikliğin Çıkış Sebebi 3-İlke Olmasa da Uygulayan Toplumlar 4-Laiklik ve Türkiye 5-Kapanış (Yorum) Laiklikten Önce İnsanlık Laiklikten önce insanlıkta birçok katliam yapılmış olsa da bakmamız gereken katliamlar inanç hürriyeti üzerine yapılan katliamlardır. Eğer insanlar sırf dini inançlarına uymadığı için insanları katletmeseydi şu an dünyanın %5'i değil, %35'i dahi olacaktı. Bu, laikliğin çıkış sebebidir. Laikliğin Çıkış Sebebi Laiklik, birçok yararlı kişinin inançlarına bağlılığından ötürü öldürüldüğü için ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi kendi inançlarına bağlı olup toplumun inançlarına bağlı olmamalarıdır. Örnek olarak Sokrates, kendi tarzında inançlara ve geleneklere sahipti. Kendi yorumunu yapardı. Antik İyonya'da birçok kişi bu tarz sebeplerden ötürü idam edildi, işkence gördü. Sadece İyonya'da (Yani Yunanistan'da) kalmayan bu katliamlar bir fikri doğurdu. Adı, "laiklik"ti. Laik sözcüğü "din adamı olmayan&quo

Irkçılık, Horgörücülük ve Türklüğün Dini

 Başlıklar: 1-Irkçılık Nedir?   -Nereden geldi?  -Anlamı  2-Horgörücülük  -Ahlaka uymaması  -Sebepleri  Irkçılık Nedir?      Irkçılık dilimizde farklı bir anlama gelse de insanlar tarafından -basın yüzünden- yanlış anlaşılmaktadır. "Racism" ile bizim dildeki ırkçılık aynı kavramlar değildir.  (Racism) Nereden Geldi?      Racism'in yani -dilimizdeki uyan haliyle- horgörücülüğün nereden geldiği bellidir. 16 ve 17. yy'larda İncil temel alınarak insan sınıflandırılmaları oluşturuldu. Bu sınıflandırılmalar genel olarak dış görünüşü ele aldı. Siyahi Irk, Beyaz Irk, Sarı Irk ve Kızıl Irk olarak 4 gruba ayrılan insan grupları genellemeye tabi tutuldu. Beyaz Irk, Hz. Adem ve Hz. Havva'nın atası olduğu grup olarak varsayıldı. Bu yüzden kutsal ırk kabul edildi. Siyahilerle karşılaşıldığında onların teknolojide ve iletişimde yetersiz olduklarını gören Avrupa'lılar onların Beyaz Irk'a hizmet amacıyla deri üzerine atılan boyayla belirlenen insan benzeri hayvanlar oldukl

Kültür ve Din

Resim
"Kültür ve Din" adlı başlığı kullanmamın sebebi birtakım yanlış anlaşılmalar. İnsanların imanını bozmaya çalışmak ya da imana zorlamak aynı hatadır. Bu sebeple kullanılan iki taraftan, iki konudan bahsetme gereği duydum. İmansız tarafın kullandığı "kültür" ve imanlı tarafın kullandığı "din".  Din mi, Kültür mü? Bu konuya getirilmesi gereken açıklama olaydan olaya farklılık gösterir. Kimi zaman dini kimi zaman da kültürel olayları aynı cephede tanımlamak ve tartışmak gibi yanlış hareketlerimiz ne yazık ki var. Bunu engellemek için ne olduğuna bakılmalı.  Din Açıklamaya gerek olmadığını düşünmekteyim. Din başlığı altında neyin din neyin batıl olduğu tartışılmalıdır. Bu yüzden okurlarımızın da katılması için bu başlangıç ile yazılmış yorumları değerlendirmeye karar verdim. "Din" sözcüğüyle başlayan yorumları tartışmaya açacağız. Kültür Kültür ya da Türkçede olduğu haliyle "Ekin", farklı toplumların kendilerine özgü olan maddi ve manevi her

Nardugan Nedir? Nardoğan, Ayaz Ata ve Bayramlar

     Birçok Türkçünün aslında Türkçülük yapmadığını görmek, ne olduğu belirsiz adamları "hevace" belirleyip ne derse desin kesinlikle inanmalarını görmek bizim için çok üzücü. (Hevace: Hoca sözcüğünün kökenidir. Köle sahibi demektir.) Kaynaklar hakkında ufak bir yazıyla yazıya giriş yapmamızın daha iyi olacağını düşündük. Öncelikle: Kaynak Sınıflandırması      Kaynak sınıflandırması çok önemli bir konudur. Bir örnek ile daha iyi kavrayabiliriz. Dışarı çıkmak isteseniz dışarı mı çıkardınız, camdan bakar mıydınız yoksa perdeyi camın önüne çekip perdenin arkasından bakarak hiçbir yeri görmemeye mi çalışırdınız? Açıkçası bu 3 hareket 3 sınıfa bir gönderme. 1. derece kaynaklar direkt olarak bulunur. Bir insanın sözü ya da çalışması değildir. Dışarı çıkıp kendin görmendir. 2. derece kaynaklarsa camdan bakmaktır. Kendin görmen değildir. Bir insanın sözü ya da çalışmasıdır. Şunu asla unutmayın ki biri camınıza sahte resim koyup algınızla oynamaya çalışabilir. Bunu yaparsa kendine bağ

Türük Toplumu

Resim
Sanılanın aksine Türk'lerin çok büyük kültürleri, tarihleri ve aileleri vardır.       Türük toplumunun ataları Afrika'dan çıkıp gelen bir toplumdu. Mısır'ı geçtikten sonra Güneydoğu Anadolu'ya kadar geldiler. Güneydoğu Anadolu'dan Turan Çöküntüsüne kadar, Turan Çöküntüsünden Güneybatı Türkelindeki dağlara kadar olan yerde yaşadılar. Sonra, -neden bilinmiyor- göç ettiler. Göç, Ural Dağlarınaydı. Ural'lara vardıklarında yıl 70 bin-60 bin arasıydı. Ural Dağlarında uzunca bir süre kaldılar. Sonrasında bir kol Altay Dağlarına göç etti. (60-50 bin arası) Göç edenlerle kalanlar uzunca bir süre iletişimsiz kaldı. Ta ki 45 binli yıllara kadar. 45 binli yıllarda Ural'dakilerle Altay'dakiler iletişime geçti, beraber ava çıktılar, beraber kaldılar, beraber dağlardan indiler. Evler yaptılar, köyler inşa ettiler, tarımla uğraştılar. (Daha insan oğlu var olmadan dünyada tarım olduğunu biliyoruz.) 50 binlerden 30 binlere kadar olan süreçte Türük'lerin dilinde en faz

Yolların Başlangıcı

  Yollarımızın başlangıcıdır bu bizim… Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz; Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına. Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin, Değişilir topu da bir sokak kaltağına . Diyordu yol başçımız Hüseyin Nihal Atsız ‘’Yolların Sonu’’ adlı şiirinde. Büyük fikir adamı Atsız’dan söz ederek ilk yazımı yazmak istedim. Vefalı Türkçülerin nazarında yeri derin, taşıdığı anlam büyüktür Atsız’ın. O büyük mücadeleci, büyük bir bilgin, aydın bir akıl, bilge bir rehberdir. Vefatının üstünden kırk beş yıl geçmiş eserleri hala okunup ders çıkarılacak nitelikte… Atsız’ın hayatı öyle pek basit bir hayatta değildir üstelik! Öyle saraylarda geçen, büyük salonlarda ahkam keserek geçmiş değildir mücadelesi. Zindanlarda sudan sebeplerle geçmiş bir buçuk yıl, ardından gelen tonla sıkıntı, mesleğini yapmasına neredeyse izin verilmeyen, vefatından önce dahi hapse girmiş bir sima Atsız. Oturup Atsız’ın hayatını anlatacak değilim, ben Turancılığına, Türkçülüğüne değineceğim.