Kayıtlar

Tam Bir Yıl...

Resim
    ''Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. ... Ezilmekten çekinme ... Gerilemekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın, Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. ''                                                                 -Atsız, Bütün Türk Gençliğine       Hayatımın belki en çalkantılı dönemlerinde tanıştığım yol arkadaşım, davadaşım, ülküdaşım Yakup Cemil'le beraber bu yola çıktık. Tam bir yıl olmuş, zorluklar, çileler çektik, gece uyku uyumadık, gündüz araştırma yaptık sırf sizlere biraz daha faydalı olmak için çabaladık. Atalarımızın izinde gençler olmak, Türk'ün yanında olmak için çabaladık. Her bir satıra Türk ile başladık, Türk ile devam ettik, Türk ile bitirdik. Bazen Azerbaycan'daki bir köy bazen Altay'ların en yüksek tepelerinde bulduk kendimizi. Yorulduk ama değdi

Altay Türk Cephesi

 Hiçbir Zaman Yalan Bilgi Vermemeye Çalışan Tek E-Dergi     Bugün 30 Kasım, ilk yayımımızın yapıldığı tarihin yıl dönümü. İlk yayımımız "Ben Kimim?" adlı yazımız. İnsanlar Temirkut kendini anlattığı için benim aslında dergide olmadığımı sandılar ancak dergide yazan 2 kişiyiz: Temirkut ve Yakub Cemil. (Yakub Cemil gerçek adım. )     Pek tabii kaldırılan yazılarımız oldu ancak oldukça zengin yazılarımız ve içeriğimiz var. En önemlisi yazılardaki araştırmaların hepsi bize ait -bize ait olmayanları belirtiyor ve kaynakça ekliyoruz-, aynı zamanda yanlış çıkan herhangi bir araştırmamız yok. Örneğin "Türük Toplumu" adlı yazımızdaki araştırma bana ait ve yakın zamanda yapılan ve de doğrulanan birçok araştırma benim araştırmamı destekliyor. Kaynakça olarak ekleyerek oldukça uzun bir şekilde süreğini yazmayı düşünüyorum. Oldukça önemli iddialarda bulunmuştum, iddialarımın bilimsel gerçeklik kazanması birçok karşıtımızı dize getiren bir olaydı. E-dergimizin başından bir çok ol

Türk'e Propaganda!

Resim
 Türklüğe Karşı!     Ülkemiz çok mükemmel bir konumdadır. Basitçe iki üç laf edip bırakmayacağım, gerçekten jeopolitik açıdan ülkemiz diğer ülkelerin ötesine geçmektedir. Jeopolitik açıdan önde olmak; ticaret açısından, refah açısından, uluslararası siyaset açısından önde olmak demektir. Bu avantaj diğer ülkeleri -pek tabii- rahatsız etmektedir. Öyledir ki Türkiye, çok uzun zaman bu avantajın açıklarını vermiş ve bu avantajı dezavantaja dönüştürmüştür. Düşman durur mu; o açıkları daha çok yararak kendine açık kapılar bırakmaya çalıştı. Birçok kere kapıdan geçmeyi başardı ancak hiçbir şekilde süreğen duruma getiremedi. Bunun nedeni bu açıkların ulusumuz tarafından kapatılması. Aslında politikacılarımızın bu açıktan yararlanma hamlelerini tahmin edip önceden hal alması gerekmekteydi. Ne yazık ki bırakılmış ve tahmin edilememiş açıklar hâlâ var. Bugün bu açıklardan en kötüsüne "milli birliğimiz ve dirliğimiz" konusundaki tutarsızlığımıza ve de bu açıktan nasıl yararlanıldığına g

PORTRE-3: İlek, Denizgik, İrnek

     (Haklarında kaynakların kısıtlılığından bahsetmemek olmaz. Sadece sıralamalarından emin olabildim. Elimdeki tek kaynak Priskos’tu)     Birinci Dönem: İlek Devri         Büyük Hun Hükümdarı Attila’nın üç oğlu var; İlek, Denizgik, İrnek. İlek, Attila’nın en büyük oğlu ve ardılıydı, babasının ani ölümüyle tahta çıktı. Taht kavgalarının olduğu bir dönemde tahta çıkmıştı. Bu ani ölüm ve taht değişikliğinden istifade bazı kabileler Hun Birliğinden çekildi. Böylece devlet güç kaybetti. Tam bu sırada 454 yılında Gepitlerle yapılan Nedao Savaş’ı da kaybedildi. Hükümdar İlek öldürüldü, kalan Hunlar geri çekildi. Daha sonra kuşatılıp Karadeniz’e döküldüler. Böylece Attila’dan sonra yapılan ilk savaş kaybedilmiş, ilk Hun Kağanı da öldürülmüştü.                      İkinci Dönem: Denizgik Devri         460 yılında Denizgik ve İrnek devleti diriltmek ve eski gücüne kavuşturmak için çaba sarf etmeye başladılar. Roma başkenti Konstanipolis’e bir elçi yolladılar. Barış temin etmek, dostluk kurmak

Değişen Siyasi Konjonktürün Gölgesinde Demografik Değişimler

    Avrupa Ordularının, kalabalık Hun, Osmanlı gibi Türk ordularına ve barbar birçok kabileye mağlup olmasının yegâne sebebi nedir bilir misiniz? Paralı askerler. Askerlik, eline kılıç-kalkan almak, at binmek, zırh kuşanmak değildir. Bir ülkü olmadan vücudunuzu yormak askerlik değil, korsanlıktır. Paralı askerler ellerine kılıç, kalkan verilmiş çiftçilerdir. Savaşın en önemli anında yüreklerinde bir korku kıvılcımı belirirse kaçarlar. Hiçbir güç ne para ne şan ne de makam onları saflarına döndürebilir. Korku insanın kendisine yarattığı en büyük düşmandır. İşte, güzel memleketimizde paralı askerlerin pençesinde… Paralı askerlik sadece eline silah alıp, bir devlet için savaşmak değildir. Bir iktidarın varlığını koruması için, onu şartsız desteklemek için bir yerde kalmak şartıyla varsanız paralı askersinizdir. Buyurun başlayalım; Değişen Siyasi Konjonktürün Gölgesinde Demografik Değişimler. Türkiye’mizin toprakları her dönem komşularına göre refah seviyesi üstün bir bölge olmuştur. Bunun

Cevaplar-1

Resim
Esenlikler,      Bazı sosyal mecralarda hiçbir Türkçü parti bulunmamasına rağmen özellikle siyasi bir anti-Türkçülük var. Bu nefretin yansıdığı çeşitli başka alanlar da var. Mesela adam sağcı ve iktidara yakınsa, Atsızoğlu Hüseyin Nihal’i de biraz biliyorsa yapıştırıyor ‘’Şamanist’’, ‘’Dinsiz’’ gibi tanımları. Bakın altını çize çize söylüyorum -Ötüken Birliği Partisinin mecliste temsil edilmediği ve seçimlere katılma hakkı bulunmadığını belirterek- ‘’siyaset sahasında olmamamıza rağmen’’ bunu söylüyor. Herhalde Atsız’ı, Hurufiler’in Şeyhi Fahreddin Acemi ile karıştırıyor. Yetmezmiş gibi bir de solcusu var, ancak onlar iki çeşit; bilinçli ve bilinçsiz. Bilinçsiz olan (Açıp bir kere dahi Karl Marx’ı, F. Engels’i okumamış özenti, ‘’popülerlik budalası’’) yapıştırıyor ‘’Yahudileri sabun yapan kafa’’, ‘’Kara gömlekliler özentileri’’, ‘’Faşist, Nazizst’’. Bunlarda bizi Faşist ve Nazi çıkarma derdindeki insanlar. Bunlar Atsız’ın saçını tarayışından dolayı -herhalde- bizi Nazi ya da okuma özür

TÜRK TARİHİNİN SİSTEMELEŞTİRİLMESİ-2: Türk Tarihinin Başlangıcı

Resim
TÜRK TARİHİNİN SİSTEMELEŞTİRİLMESİ-2: Türk Tarihinin Başlangıcı  Biz Turfanı yarattık uyku uyurken Batı Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı. Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı: Türk gücü bir yıldırım, Türk bilgisi bir deniz. -Atsız, Türklerin Türküsü      Tarihi okumaları çeşitli yollardan yapma imkanına sahibiz. Kimisi bir coğrafyayı esas kabul ederek, kimisi de kronolojik bir sıralama yaparak basitleştirmeye çalışır bu bilimi. En yaygın yöntemlerden birisi de ‘’Kronolojik’’ sıralamadır. Matematik basit; iki esas kırılma noktası var ‘’Tarih Öncesi Çağlar’’ ve ‘’Tarihi Çağlar’’. Esas sınırlar bunlar daha sonra ise başka tarihi olayların ekseninde tarih gelişiyor. Mesela İlk Çağın kapanıp Orta Çağın açılmasına sebep olan olay Kavimler Göç’üdür ya da Orta Çağın kapanıp Yeni Çağın açılmasına sebep olan olay Konstantinopolis’in Türkler tarafından fethedilişidir. Peki ya 27 asırlık Türk Tarihi nerede başlar? A)   Türk Tarihinin Başlangıcı A.a) Eberhard ve Chou’lar      11 yıl boyun