Kayıtlar

Nefes-1: Kırım

  Bir vatanım vardı benim adı: Kırım! Beni ondan ayırsalar duramam, yıkılırım… Yardan, candan, serden geçerim, Ama vatansız gündüz olmaz gecelerim… Binerim yağız atıma, çarpışırım… Her türlü zulmetlere katlanırım, Ancak senden geçemem Kırım!   Güç alırım topraktan, denizden! Ordu kurarım otuz bin süvariden. Emir alırım Kalgaylardan, Giraylardan. Ne zaman çıksam zaferdir o aylardan! Denizler arasında kalmışım. Allah bir daha ayırmasın Kırım’dan!   Fatih fermanıyla binerim atıma, Düşmanlardan kim çıkarsa bahtıma! Yararım denizleri, düz ederim dağları, tepeleri. Bozarım düşman ordusunu, aşarım setleri! Gererim en zorlu yayları, mesafe tanımaz oklarım. Bozkurt’u ederim kendime rehber, savaşırım. Allah bir daha sensiz bırakmasın Kırım!   Bir kez sürüldüm vatanımdan, İndiğim için doru atımdan. Vagonlarla çıkarıldım öz yurdumdan apansız, Öyle bir soğuk vurdu zamansız. Kaldım çaresiz, dertli. Çayda değil, gönlümüz demlendi! Ne büyük acı

Gelecekten Mektup

Resim
  I ‘’Mektuplar yollardadır’’ paşam hala… Kimi gidiyor Ankara’ya, kimi Bakü’ye, kimi arşa. Sizin katınıza da geliyordur elbet… Bu ağıtı da kabul edin makam-ı alanıza…   II Yarına yola çıktık atlarla, Çok geçmedi iş düştü pusatlara, Dilleri açıldı silahların; Cümlesi geldi düşmanın.   Ayrılıkçı oldunuz, isyancı oldunuz. Nazlı bir vatan uğruna zevkten de oldunuz. Gitmek varken Roma’ya, Siz cesaretle geldiniz Türkistan’a.   Yarının yolunda bir kıvılcımdı niyetiniz, Bir başkaydı atlarınız, kılıç şıngırtınız… Atın üstünde bir gün doğardınız, En koyu karanlıkta bile ışıktınız…   III   Bozkurtlar ordusunun başbuğu, Değil düşmanın, ölümün bile korktuğu! Tahtı olmasa da gönüllerin son hükümdarı; Mete ordusunun son ‘’müthiş’’ atlısı…   Yarının seferine dünden vardın, Atının üstünde semadan bakarsın. Sen oradan da cenklere varırsın… Bilirim sen orda da duramazsın.     Yarının seferine, yarımızla çıktın. Hala nöbettesin üstünd

PORTRE 4: ‘’Bozkırın Altın Adamı’’ Emir Timur

Resim
  Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan'ız, biz ki Türk oğlu Türk'üz; biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz! -Emir Timur                Türkler olarak yirmi yedi asırlık geniş bir tarihe sahibiz. Yani beşinci yüzyılın sonunda kurulan Frank Krallığından , onuncu yüzyılın ortalarında kurulan İngiltere’den daha eski bir tarihi mirastan bahsediyoruz. Bir başka tabirle Göktürkler, 8. Yyda Orhun Kitabelerini dikerken ortada İngilizler yoktu . Attila, beş yıl içerisinde önce Doğu sonra Batı Roma’yı ezerken ortada bir Fransa yoktu. Tarihsel derinliği bu denli yüksek olan bir milletiz. Bazen doğuda bazen batıda , bazen Sibirya ’da, bazen Mısır ’da görülmüş bir milletten bahsediyoruz… Bununla övünüyoruz da! Modern askeri sistemlerin mucidi Mete Han , Çin İmparatorluk sarayını kırk arkadaşıyla basan Kür Şad ile, Papa’ya diz çöktüren ‘’Tanrı Ares’in kılıcı’’ Attila , Roma ordusunu Malazgirt’te yenen Alparslan , Havan Topunun mucidi Fatih Sultan Mehmet , Mo

Tam Bir Yıl...

Resim
    ''Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. ... Ezilmekten çekinme ... Gerilemekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın, Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. ''                                                                 -Atsız, Bütün Türk Gençliğine       Hayatımın belki en çalkantılı dönemlerinde tanıştığım yol arkadaşım, davadaşım, ülküdaşım Yakup Cemil'le beraber bu yola çıktık. Tam bir yıl olmuş, zorluklar, çileler çektik, gece uyku uyumadık, gündüz araştırma yaptık sırf sizlere biraz daha faydalı olmak için çabaladık. Atalarımızın izinde gençler olmak, Türk'ün yanında olmak için çabaladık. Her bir satıra Türk ile başladık, Türk ile devam ettik, Türk ile bitirdik. Bazen Azerbaycan'daki bir köy bazen Altay'ların en yüksek tepelerinde bulduk kendimizi. Yorulduk ama değdi

Altay Türk Cephesi

 Hiçbir Zaman Yalan Bilgi Vermemeye Çalışan Tek E-Dergi     Bugün 30 Kasım, ilk yayımımızın yapıldığı tarihin yıl dönümü. İlk yayımımız "Ben Kimim?" adlı yazımız. İnsanlar Temirkut kendini anlattığı için benim aslında dergide olmadığımı sandılar ancak dergide yazan 2 kişiyiz: Temirkut ve Yakub Cemil. (Yakub Cemil gerçek adım. )     Pek tabii kaldırılan yazılarımız oldu ancak oldukça zengin yazılarımız ve içeriğimiz var. En önemlisi yazılardaki araştırmaların hepsi bize ait -bize ait olmayanları belirtiyor ve kaynakça ekliyoruz-, aynı zamanda yanlış çıkan herhangi bir araştırmamız yok. Örneğin "Türük Toplumu" adlı yazımızdaki araştırma bana ait ve yakın zamanda yapılan ve de doğrulanan birçok araştırma benim araştırmamı destekliyor. Kaynakça olarak ekleyerek oldukça uzun bir şekilde süreğini yazmayı düşünüyorum. Oldukça önemli iddialarda bulunmuştum, iddialarımın bilimsel gerçeklik kazanması birçok karşıtımızı dize getiren bir olaydı. E-dergimizin başından bir çok ol

Türk'e Propaganda!

Resim
 Türklüğe Karşı!     Ülkemiz çok mükemmel bir konumdadır. Basitçe iki üç laf edip bırakmayacağım, gerçekten jeopolitik açıdan ülkemiz diğer ülkelerin ötesine geçmektedir. Jeopolitik açıdan önde olmak; ticaret açısından, refah açısından, uluslararası siyaset açısından önde olmak demektir. Bu avantaj diğer ülkeleri -pek tabii- rahatsız etmektedir. Öyledir ki Türkiye, çok uzun zaman bu avantajın açıklarını vermiş ve bu avantajı dezavantaja dönüştürmüştür. Düşman durur mu; o açıkları daha çok yararak kendine açık kapılar bırakmaya çalıştı. Birçok kere kapıdan geçmeyi başardı ancak hiçbir şekilde süreğen duruma getiremedi. Bunun nedeni bu açıkların ulusumuz tarafından kapatılması. Aslında politikacılarımızın bu açıktan yararlanma hamlelerini tahmin edip önceden hal alması gerekmekteydi. Ne yazık ki bırakılmış ve tahmin edilememiş açıklar hâlâ var. Bugün bu açıklardan en kötüsüne "milli birliğimiz ve dirliğimiz" konusundaki tutarsızlığımıza ve de bu açıktan nasıl yararlanıldığına g

PORTRE-3: İlek, Denizgik, İrnek

     (Haklarında kaynakların kısıtlılığından bahsetmemek olmaz. Sadece sıralamalarından emin olabildim. Elimdeki tek kaynak Priskos’tu)     Birinci Dönem: İlek Devri         Büyük Hun Hükümdarı Attila’nın üç oğlu var; İlek, Denizgik, İrnek. İlek, Attila’nın en büyük oğlu ve ardılıydı, babasının ani ölümüyle tahta çıktı. Taht kavgalarının olduğu bir dönemde tahta çıkmıştı. Bu ani ölüm ve taht değişikliğinden istifade bazı kabileler Hun Birliğinden çekildi. Böylece devlet güç kaybetti. Tam bu sırada 454 yılında Gepitlerle yapılan Nedao Savaş’ı da kaybedildi. Hükümdar İlek öldürüldü, kalan Hunlar geri çekildi. Daha sonra kuşatılıp Karadeniz’e döküldüler. Böylece Attila’dan sonra yapılan ilk savaş kaybedilmiş, ilk Hun Kağanı da öldürülmüştü.                      İkinci Dönem: Denizgik Devri         460 yılında Denizgik ve İrnek devleti diriltmek ve eski gücüne kavuşturmak için çaba sarf etmeye başladılar. Roma başkenti Konstanipolis’e bir elçi yolladılar. Barış temin etmek, dostluk kurmak