Kayıtlar

Gökbayrak ''Özel'': KKTC

Resim
  Kıbrıs Adası, Anadolu’nun Güney açıklarında var olan ve bu coğrafi yakınlığından değil barındırdığı Türk nüfus nedeniyle önemli bir bölgedir. Anadolu’nun Güney açıklarındaki adada tahminlere göre 382.230 KKTC vatandaşı bulunmaktadır. Barındırdığı bu Türk nüfus KKTC’yi, Türkiye’nin nazarında önemli bir konuma getirmektedir.                     Kıbrıs Adası tarihte; Venedik, Osmanlı, İngiliz ve ortak otonom idarelerle yönetilmiş ve yönetilmeye çalışmıştır . Dünkü Kıbrıs:                Kıbrıs’ın bugünkü problemleri dünün mirasıdır. İngilizlerin bölgeden çekilmesiyle kurulan ve hayli gülünç olan Kıbrıs Cumhuriyet’inin kuruluşundan sancılıdır. Daha İngilizler adadan çekilmeden, 1931’in Ekim ayında, kendileriyle aynı dinden olan İngilizlere karşı Rumlar ayaklanmış. Ayaklanma nedenleri ENOSİS (Yunanistan’a bağlanma) hayalidir . İngilizler de bu isyancıları tespit ederek haklı cezalar vermek yerine adadaki her iki milleti de cezalandırmış, Türkler bir suçları olmadığı cezalandırılm

Portre: İmam Nesimi

Resim
  Bende sığar iki cihan ben bu cihana sığmazam Cevher-i lamekân benim kevn-ü mekana sığmazam   Kevn-ü mekandır ayetim zata gider bidayetim Sen bu nişan ile beni bil ki nişane sığmazam   Kimse güman-ü zan ile olmadı Hakk ile biliş Hakkı bilen bilir ki ben zan-ü gümana sığmazam   Sürate bak vü ma’niyi süret içinde tanı kim Cism ile can benim veli cism ile cana sığmazam   Hem sedefim hem inciyim haşr-ü sırat Bunca kumaş-ü raht ile ben bu dükkana sığmazam… -Nesimi                İnsanın dili sadece bir organ, bir uzuv değildir. Aynı zamanda hayal kurmayı, insanlarla iletişim kurmayı sağlayan bir köprüdür. Şüphesiz ki Türk kadar eski olan bir nesne de Türkçe’dir. Yazılı edebiyatımız merhale merhale gelişmiştir, gelişmektedir de. İlk Türk yazılı ürünlerinden olan Orhun Yazıtları Türk’ün romanıdır, geçmişidir, donanımlı ve derin metinlerdir. Peki takvimler ilerledikçe neler oldu? Türkçemizin şaheserleri bir bir ortaya çıkmaya başladı. Bu derin şiirlerin yazarlarının ba

Gökbayrak: Kazakistan

Resim
  Kudretli olmak isteyen Türk’ün canı, Gerçekten hasta mı, bitti mi hali? Yürekteki ateş söndü mü, kurudu mu? Damarında kaynayan atalar kanı?   Kardeşim! Sen o yanda, ben bu yanda. Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza… Layık mı kul olup durmak? Gel gidelim Altay’a atadan miras altın tahta…     -Mağcan Cumabay, Uzaktaki Kardeşime                Siyasi sınırlar araya dağ, taş, nehir, deniz, çöl koyabilir ama zihnin sınırları zorlamaktan geri kalmamalı. Dağ ise aşılır , taş ise erir , nehirse üstüne köprü yapılır  ve geçilir. Fatih Sultan Mehmet’in de dediği gibi ‘’İmkanın sınırı görmek için imkansızı denemek lazım.’’ Bir söz dağdan büyük olabilir mi , bir hece on binlerden büyük olabilir mi? Olur ! Mağcan Cumabay, yıllar önce bir şiir kaleme aldı. Dar günlerden geçen, hüznün hakim olduğu bir coğrafyadan Türkistan’dan. Şiirin hedefi bir o kadar dertli olan Batı Türkistan ’a namı diğer Anadolu ’ya idi. Bağımsızlık mücadelesinden az evvel 1918-19’da ‘’Uzaktaki Kardeşime’’

Nefes-1: Kırım

  Bir vatanım vardı benim adı: Kırım! Beni ondan ayırsalar duramam, yıkılırım… Yardan, candan, serden geçerim, Ama vatansız gündüz olmaz gecelerim… Binerim yağız atıma, çarpışırım… Her türlü zulmetlere katlanırım, Ancak senden geçemem Kırım!   Güç alırım topraktan, denizden! Ordu kurarım otuz bin süvariden. Emir alırım Kalgaylardan, Giraylardan. Ne zaman çıksam zaferdir o aylardan! Denizler arasında kalmışım. Allah bir daha ayırmasın Kırım’dan!   Fatih fermanıyla binerim atıma, Düşmanlardan kim çıkarsa bahtıma! Yararım denizleri, düz ederim dağları, tepeleri. Bozarım düşman ordusunu, aşarım setleri! Gererim en zorlu yayları, mesafe tanımaz oklarım. Bozkurt’u ederim kendime rehber, savaşırım. Allah bir daha sensiz bırakmasın Kırım!   Bir kez sürüldüm vatanımdan, İndiğim için doru atımdan. Vagonlarla çıkarıldım öz yurdumdan apansız, Öyle bir soğuk vurdu zamansız. Kaldım çaresiz, dertli. Çayda değil, gönlümüz demlendi! Ne büyük acı

Gelecekten Mektup

Resim
  I ‘’Mektuplar yollardadır’’ paşam hala… Kimi gidiyor Ankara’ya, kimi Bakü’ye, kimi arşa. Sizin katınıza da geliyordur elbet… Bu ağıtı da kabul edin makam-ı alanıza…   II Yarına yola çıktık atlarla, Çok geçmedi iş düştü pusatlara, Dilleri açıldı silahların; Cümlesi geldi düşmanın.   Ayrılıkçı oldunuz, isyancı oldunuz. Nazlı bir vatan uğruna zevkten de oldunuz. Gitmek varken Roma’ya, Siz cesaretle geldiniz Türkistan’a.   Yarının yolunda bir kıvılcımdı niyetiniz, Bir başkaydı atlarınız, kılıç şıngırtınız… Atın üstünde bir gün doğardınız, En koyu karanlıkta bile ışıktınız…   III   Bozkurtlar ordusunun başbuğu, Değil düşmanın, ölümün bile korktuğu! Tahtı olmasa da gönüllerin son hükümdarı; Mete ordusunun son ‘’müthiş’’ atlısı…   Yarının seferine dünden vardın, Atının üstünde semadan bakarsın. Sen oradan da cenklere varırsın… Bilirim sen orda da duramazsın.     Yarının seferine, yarımızla çıktın. Hala nöbettesin üstünd

PORTRE 4: ‘’Bozkırın Altın Adamı’’ Emir Timur

Resim
  Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan'ız, biz ki Türk oğlu Türk'üz; biz ki milletlerin en kadimi ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz! -Emir Timur                Türkler olarak yirmi yedi asırlık geniş bir tarihe sahibiz. Yani beşinci yüzyılın sonunda kurulan Frank Krallığından , onuncu yüzyılın ortalarında kurulan İngiltere’den daha eski bir tarihi mirastan bahsediyoruz. Bir başka tabirle Göktürkler, 8. Yyda Orhun Kitabelerini dikerken ortada İngilizler yoktu . Attila, beş yıl içerisinde önce Doğu sonra Batı Roma’yı ezerken ortada bir Fransa yoktu. Tarihsel derinliği bu denli yüksek olan bir milletiz. Bazen doğuda bazen batıda , bazen Sibirya ’da, bazen Mısır ’da görülmüş bir milletten bahsediyoruz… Bununla övünüyoruz da! Modern askeri sistemlerin mucidi Mete Han , Çin İmparatorluk sarayını kırk arkadaşıyla basan Kür Şad ile, Papa’ya diz çöktüren ‘’Tanrı Ares’in kılıcı’’ Attila , Roma ordusunu Malazgirt’te yenen Alparslan , Havan Topunun mucidi Fatih Sultan Mehmet , Mo

Tam Bir Yıl...

Resim
    ''Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset. Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın. Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et; Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın. ... Ezilmekten çekinme ... Gerilemekten sakın! İradenle olmalı bütün uzaklar yakın, Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın, Ateşe atılmalı, denize dalmalısın. ''                                                                 -Atsız, Bütün Türk Gençliğine       Hayatımın belki en çalkantılı dönemlerinde tanıştığım yol arkadaşım, davadaşım, ülküdaşım Yakup Cemil'le beraber bu yola çıktık. Tam bir yıl olmuş, zorluklar, çileler çektik, gece uyku uyumadık, gündüz araştırma yaptık sırf sizlere biraz daha faydalı olmak için çabaladık. Atalarımızın izinde gençler olmak, Türk'ün yanında olmak için çabaladık. Her bir satıra Türk ile başladık, Türk ile devam ettik, Türk ile bitirdik. Bazen Azerbaycan'daki bir köy bazen Altay'ların en yüksek tepelerinde bulduk kendimizi. Yorulduk ama değdi